Bir şirketin finans yöneticisini tanımanın en kolay yolu, verdiği cevaplara değil sorduğu sorulara bakmaktır. Boston Consulting Group'un 25 Eylül 2026'da yayımladığı "What Sets the Best CFOs Apart" başlıklı makale de tam bu noktadan yola çıkıyor. Makaleyi okurken yıllardır sahada gördüğüm bir tabloyu bir kez daha hatırladım.
Klasik soru şudur: "Maliyetleri nasıl düşürürüz?" Daha olgun bir yönetici bunu "Büyümeyi finanse etmek için hangi maliyetten vazgeçmeliyiz?" diye sorar. Makaleye göre bu da artık yetmiyor; asıl soru, hangi faaliyetlerin otomatikleştirilmesi, dışarıya verilmesi ya da tamamen kaldırılması gerektiği.
Aynı derinleşme bütçede ve yatırımda da yaşanıyor:
Benim gözlemim şu: Türkiye'deki şirketlerin çoğu hâlâ ilk sütundaki sorularla yönetiliyor. Bu bir kabiliyet eksikliğinden çok, finans fonksiyonuna biçilen rolün dar tutulmasından kaynaklanıyor.
Makale, son 25 yılda CFO rolünün iki evreden geçtiğini ve şimdi üçüncüsüne girdiğini söylüyor. Bu çerçeveyi kendi cümlelerimle şöyle özetleyebilirim:
Evre | Temel rol | Ana araçlar |
|---|---|---|
2000'ler – 2010'ların başı | Koruyucu ve kontrolör | Raporlama, uyum, yıllık bütçe, hazine |
2025 civarı | Stratejik iş ortağı | Sermaye tahsisi, senaryo planlama, risk yönetimi, yatırımcı ilişkisi |
Önümüzdeki on yıl | Yön belirleyici | Dinamik portföy yönetimi, erken sinyal, iş modelini yeniden tasarlama |
Üçüncü evrenin en çarpıcı yönü şu: CFO artık emsal takip etmekle yetinemiyor. Hızla gelişen alanlarda örnek alınacak şirket yoksa, yaklaşımı içeride test edip, sonucu ölçüp, kanıta göre büyütmek ya da durdurmak gerekiyor.
Makalede buna çarpıcı bir örnek var. Finans fonksiyonunu yeni teknolojiyle baştan tasarlamayı planlayan bir sigorta şirketi, fizibiliteyi netleştirdikten sonra "Bunu kim yaptı?" diye sormuş; cevap "hiç kimse" olmuş.
BCG, geleceğin CFO'sunun altı alanda güçlenmesi gerektiğini söylüyor. Aşağıda her birini kısaca aktarıp Türk şirketleri açısından kendi yorumumu ekliyorum.
Makalenin en gerçekçi tarafı, dönüşümün hızının sektöre göre değiştiğini kabul etmesi. Belirleyici üç faktör var: sermaye yoğunluğu, yatırımın geri dönüş süresi ve piyasanın değişim hızı.
Peki bizde durum ne? Gaziantep'te ve genel olarak Anadolu'da tanıdığım şirketlerin büyük kısmı, sermaye yoğun üretim yapan ama kararı hızlı piyasalarda satan aile şirketleri. Yani hem makinenin uzun vadeli yükünü hem de ihracat pazarının hızını aynı anda taşıyorlar.
Bu şirketlerin çoğunda tam zamanlı bir CFO bile yok. Finans fonksiyonu muhasebe müdürü, mali müşavir ve patronun kendisi arasında dağılmış durumda. Bu yüzden BCG'nin tarif ettiği rolün bizdeki karşılığı, çoğu zaman bir kişi değil, bir işleyiş olmak zorunda: düzenli veri, erken uyarı göstergeleri ve bunları karar masasına taşıyan bir danışmanlık ilişkisi.
Bu makaleyi okurken üzerinde çalıştığım Kaos Teorisi ve Yeni Nesil Yönetim Danışmanlığı kitabındaki temel fikri tekrar doğruladım. Belirsizlik bir istisna değil, iş ortamının kendisi; finans fonksiyonu da buna göre tasarlanmalı.
Kitapta geliştirdiğim DEFALP modeli, BCG'nin çizdiği çerçeveyle dikkat çekici biçimde örtüşüyor:
DEFALP bileşeni | BCG'nin vurgusu | Pratikte ne demek |
|---|---|---|
Durum Analizi | Operasyonel sürücüleri görmek | Sonucu değil, sonucu üreten değişkeni izlemek |
Erken Uyarı Sistemleri | Sapmayı dönem bitmeden yakalamak | Kur, tahsilat, sipariş gibi öncü göstergeler |
Finansal Sürdürülebilirlik | Sermaye tahsisinde öncelik sırası | Önce yükümlülük, sonra yatırım, en son isteğe bağlı harcama |
Adaptif Strateji | Dinamik portföy yönetimi | Yatırımları hızlandır / sürdür / azalt / durdur diye sürekli sıralamak |
Liderlik ve Öğrenme | Emsali takip etmek yerine oluşturmak | Küçük deney, ölçüm, kanıta dayalı karar |
Performans ve Proaktif Yönetim | Ölçmekten belirlemeye geçmek | Raporu karar toplantısının girdisi yapmak |
Farkı şu: BCG büyük şirketlerin CFO'larına konuşuyor. DEFALP ise aynı mantığı, CFO'su olmayan ama belirsizliği en sert yaşayan orta ölçekli şirketlere uygulanabilir hale getirmeyi hedefliyor.
Makalenin kapanış mesajı net: Yalnızca defter kapatan, bütçe kontrol eden ve başkalarının tasarladığı yatırımları onaylayan finans yöneticisi, en önemli kararların kendisi olmadan alındığı bir noktaya itilecek. Amaç finansal disiplini bırakmak değil; onu daha erken ve daha geniş bir alana uygulamak.
Kendi şirketinize bakarken şu üç soruyu sormanızı öneririm:
Bu sorulara verdiğiniz cevaplar, finans fonksiyonunuzun hangi evrede olduğunu size söyleyecektir.
Aile şirketlerinde bazı sorunlar rakamlarla çözülür.
Bazıları sözleşmelerle.
Bazıları ise ne iyi hazırlanmış bir sözleşmeyle ne de kusursuz bir finansal planla çözülebilir.
Şirketinizde Kaos Var mı? Yönetimsel Kaosun Sessiz İşaretleri ve Kaostan Sisteme Geçiş
Yorumlar