Türkiye'deki işletmelerin büyük çoğunluğu aile işletmesi. Küresel ölçekte de tablo farklı değil: dünya ekonomisinin yaklaşık %85'i aile işletmelerinden oluşuyor, Fortune 500 listesindeki en büyük ve başarılı şirketlerin de %40'ı bir aile mirası üzerine kurulu.
Ama bu tablonun daha az konuşulan bir yüzü var. Aile işletmelerinin ancak üçte biri ikinci kuşağa devredilebiliyor. Üçüncü kuşağa ulaşabilenlerin oranı %10-15 bandında kalırken, dördüncü kuşak ve sonrasına taşınabilenler yalnızca %3'te kalıyor.
Yani soru aslında şu: Sizin işletmeniz hangi kuşakta duracak?
İstanbul Ticaret Üniversitesi Girişimcilik Dergisi'nde (Cilt 7, Sayı 15) yayımlanan ve 236 aile işletmesi çalışanıyla yapılan bir araştırma, bu sorunun cevabını büyük ölçüde kurumsallaşma kavramında buluyor.
Kurumsallaşma, en yalın haliyle şu demek: işletmenin başarısının ve işleyişinin, tek bir kişinin varlığına değil, kurulu bir sisteme dayanması. Görev tanımlarının net olması, yetkinin gerektiğinde devredilebilmesi, kararların kişisel değil kurumsal bir çerçevede alınması.
Aile işletmelerinde bu konu ayrı bir önem taşıyor, çünkü burada iki güçlü ama zaman zaman çatışan dinamik bir arada yaşıyor: aile ilişkileri ve işletme mantığı. Duygusal bağlar, güven ve sadakat aile işletmelerinin en büyük gücü olabildiği gibi; net olmayan görev dağılımı, aile içi rekabet ve kurucudan bağımsız karar alamama gibi konularda da en büyük zafiyeti oluşturabiliyor.
Araştırmanın derlediği literatüre göre, bir işletmenin kurumsallaşma düzeyini değerlendirirken bakılması gereken başlıca noktalar şunlar:
Bu maddelere ne kadar "evet" diyebiliyorsanız, işletmeniz o kadar kurumsallaşmış demektir — ve bir sonraki kuşağa o kadar sağlam devredilebilir durumdadır.
Çalışma, kurumsallaşma algısının katılımcıların demografik özelliklerine göre nasıl farklılaştığını da inceliyor. Öne çıkan bulgular:
Bu bulgular, kurumsallaşma sürecinin herkes için aynı şekilde algılanmadığını gösteriyor — dolayısıyla bir aile işletmesinde kurumsallaşma stratejisi kurgulanırken, aile üyelerinin ve çalışanların bu farklı bakış açıları da hesaba katılmalı.
Kurumsallaşma bir gecede olacak bir dönüşüm değil. Ama net bir yol haritasıyla ilerlenebilecek bir süreç:
Aile işletmesi olmak bir dezavantaj değil — aksine, doğru yönetildiğinde güven, hız ve uzun vadeli düşünme gibi güçlü avantajlar sunuyor. Önemli olan, bu avantajların kurumsal bir yapı içinde korunabilmesi.
Şirketinizde Kaos Var mı? Yönetimsel Kaosun Sessiz İşaretleri ve Kaostan Sisteme Geçiş
Yorumlar